Hayat ve Matematik etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
Hayat ve Matematik etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster

22 Ağustos 2026

Hayatın Bilinmeyen Denklemi - Kamil Baki

Hayat matematiğe benzemez. Onun da kendine özgü kuralları vardır ama o kurallar cetvelle çizilmez, formüllerle açıklanmaz, teoremlerle ispatlanmaz. 

Matematikte iki kere iki her zaman dörttür. Sonuç değişmez; zaman değişse de, mekân değişse de hakikat aynı kalır. 

Hayatta ise aynı emek bazen beş eder, bazen on beş, bazen de insanın avuçlarında sessizce eriyip giden koca bir hiç olur. 

Çünkü hayatın hesabı rakamlarla değil, zamanla, sabırla, nasiple ve bilinmeyenle yapılır.

Belki de bu yüzden hayatın yazılmış kesin bir kitabı yoktur. Varsa bile her sayfası eksiktir. 

Her insan, o kitabın boş bırakılmış satırlarına kendi acısıyla, sevinciyle, pişmanlığıyla ve umutlarıyla yeni cümleler ekler. 

Bir başkasının doğrusu size yanlış gelebilir; onun kurtuluşu sizin çıkmazınız olabilir. 

Hayat reçete kabul etmez. 

Çünkü insan aynı değildir, zaman aynı değildir, şartlar aynı değildir. 

Aynı güneş iki insanın üzerine doğar; biri baharı, diğeri kışı yaşar.

Hayat biraz cıvaya benzer. Onu avuçlarınıza almak istersiniz, dağılır. Şekil vermeye kalkarsınız, kendi şeklini bulur. 

Kontrol ettiğinizi sandığınız her anda aslında kontrolün sizden çoktan çıktığını fark edersiniz. 

İnsan, en büyük yanılgılarını çoğu zaman “Artık her şeyi çözdüm.” dediği gün yaşar. 

Çünkü hayat, insanın kibriyle en çok oynayan öğretmendir. 

Tam “Artık öğrendim.” dersiniz, yeni bir ders açar. “Artık güvendeyim.” dersiniz, zemini ayağınızın altından çeker. “Artık tamam.” dersiniz, size yeniden başlamayı öğretir. 

Onun en sevdiği şey, kesin konuşanları susturmaktır.

Ne tuhaftır ki hayat, en ciddi anında beklenmedik bir tebessüm bırakır insanın yüzüne. En karanlık gecede küçük bir ışık yakar. 

Ama aynı hayat, en huzurlu gününüzde de kapınızı hiç ummadığınız bir hüzünle çalabilir. 

Çünkü onun adalet anlayışı bizim beklentilerimize uymaz. O, herkese aynı yolu değil; herkese gerekli olan yolu yürütür.

İnsan çoğu zaman hayatı yenmeye çalışır. 

Planlar yapar, hesaplar kurar, ihtimalleri sıralar. Fakat hayat, bütün hesapların dışında duran görünmez bir değişkendir. 

En iyi satranç oyuncusuna bile beklemediği bir hamle yapar. En güçlü iradeyi bile sabırla sınar. 

Ve sonunda insana şu gerçeği usulca fısıldar:

“Beni yenmeye çalışma. Beni anlamaya da çalışma. Benimle yürümeyi öğren.”

Çünkü hayatla bilek güreşi yapılmaz. Ona karşı güç gösterisi yapan yorulur. Onu zorlayan kırılır. 

Ama onun ritmini dinleyen, bazen yenilgilerin de bir armağan olduğunu fark eder. 

Hayat, kaybettiklerinin ardından kazandırdıklarıyla konuşur. 

Bazen elinden aldıkları, sana vereceklerinin yerini açmak içindir.

Belki de bilgelik; hayatı çözmek değil, onun çözülemeyeceğini kabul etmektir. 

Her sorunun cevabını aramak değil, bazı sorularla yaşamayı öğrenmektir. 

Çünkü insan, cevaplarla değil; taşıdığı sorular kadar derinleşir.

Ve günün sonunda anlarız ki hayat ne dört işlemdir ne de bir denklem. 

O, bazen eksilerek çoğalmaktır. Bazen susarak konuşmaktır. Bazen kaybederek kazanmaktır. Bazen de hiçbir şey olmamış gibi görünen bir günün, ömrün en büyük dönüm noktası olduğunu yıllar sonra fark etmektir.

İşte bu yüzden hayatın matematiği yoktur. Onun şiiri vardır. Onun sessizliği vardır. Onun sürprizleri, yaraları, mucizeleri vardır. 

Ve insan, bütün ömrü boyunca o büyük şiirin yalnızca birkaç dizesini okuyabilir. Geriye kalanını ise zaman ve sonsuzluk tamamlar.