Deneme etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
Deneme etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster

10 Eylül 2026

Kum Tanesi - Kamil Baki

 

Kumsala uzaktan baktığınızda tek bir bütün görürsünüz. Dalgaların kıyıya bıraktığı altın sarısı bir örtü… Sakin, sessiz ve kusursuz görünen bir manzara.

Fakat eğilip yere baktığınızda o bütünün, birbirine benzeyen ama aslında birbirinden farklı binlerce, milyonlarca kum tanesinden oluştuğunu fark edersiniz.

Kumsalı kumsal yapan, tek başına hiçbir kum tanesi değildir.

Ama hiçbir kumsal da kum taneleri olmadan var olamaz.

Her tanesi küçüktür. Her tanesi önemsiz gibi görünür. 

Bir tanesi eksilse belki kimse fark etmez. 

Dalgalar yine gelir, rüzgâr yine eser, güneş yine doğar.

İlk bakışta…


Peki ya bütün kum taneleri aynı düşünseydi?

“Benim ne değerim var?” deseydi.

“Ben olmazsam da bir şey değişmez.” diye kıyıdan çekilseydi.

O zaman ne kumsal kalırdı ne de üzerinde yürüdüğümüz o güzel sahil…

Çünkü büyük görünen her şey, küçük görünenlerin omuzlarında yükselir.

Hayat da böyledir.

Bir toplum, tek başına büyük insanların omuzlarında yükselmez. Adını hiç bilmediğimiz insanların dürüstlüğüyle, emeğiyle, vicdanıyla ve sorumluluğuyla ayakta kalır.

Bir öğretmen bir çocuğun hayatını değiştirir.

Bir işçi yaptığı işi hakkıyla yaparak bir binayı güvenli kılar.

Bir çiftçi toprağa attığı tohumu büyüterek milyonların sofrasına ekmek getirir.

Bir doktor, bir hemşire, bir temizlik görevlisi, bir anne, bir baba…

Hepsi o kumsaldaki kum taneleri gibidir.

Tek başlarına küçük görünürler.

Ama birlikte bir medeniyet inşa ederler.


Ne yazık ki insan bazen kendisini yalnızca kendi büyüklüğüyle ölçer. Oysa değerin ölçüsü büyüklük değildir; bütüne kattığın anlamdır.

Bir kum tanesi denizi durduramaz.

Ama milyonlarca kum tanesi, denizin kıyısını çizer.

Bir insan dünyayı tek başına değiştiremeyebilir.

Ama herkes kendi yerinde doğruluğu, iyiliği ve adaleti seçerse, dünyanın çehresi değişmeye başlar.

Belki biz de bu hayata bir kum tanesi olarak geldik.

Belki adımız yüzyıllar sonra hatırlanmayacak.

Fakat önemli olan geride ne kadar büyük bir isim bıraktığımız değil; içinde bulunduğumuz kumsalı ne kadar güzelleştirdiğimizdir.

Çünkü hayat, tek bir kum tanesinin hikâyesi değildir.

Hayat, milyonlarca kum tanesinin birlikte yazdığı büyük bir kıyıdır.

19 Ağustos 2026

Bazen sadece “Boş ver…” demek gerekir. - Kamil Baki

 "Ne can bizim ne canan…"

Bu dünyada biraz yolcu, biraz da hatıraların emanetçisiyiz hepimiz.

Yaşadığımız, başı ve sonu olmayan ve herhangi bir kurala dayanmayan bir yolculuk.

Bir bakmışsınız bir vedaya hazırlanıyorsunuz istemeden, bir bakıyorsunuz bir veda ansızın çalmış kapınızı.


Bazen “Boş ver…” demek gerekiyor işte bu yüzden.

Çünkü insanın, her şeyi düzeltebilecek kadar güçlü bir varlık olmadığını öğretiyor bazen hayat insana.


Bazı kapılar ne kadar ısrarla çalınsa da açılmıyor. 

Bazı yollar ne kadar emek verilse de bir yere varmıyor.


İşte o an insan anlıyor ki her mücadele kazanılmak için değilmiş meğer.

Bazı mücadeleler, vazgeçmeyi öğrenmek içinmiş.

Bazı mücadeleler hiç başlamamak gerektiğini  anlamak içinmiş.

Olmuyorsa olmuyordur.


Hayatı sürekli zorlamak, kırık bir dalı yeşertmeye çalışmaya benziyor.

Ne dal eski hâline dönüyor ne de insanın içindeki yorgunluk diniyor.


Bazen en büyük cesaret, geriye çekilmeyi bilmektir.
 
Çünkü vazgeçmek, her zaman yenilmek değildir; bazen kendini korumanın en sessiz biçimidir.


Dereler akar…

Taşlar yuvarlanır…


Ne su varacağı denizi bilir, ne de taş, duracağı yeri…

Ama ikisi de yoluna devam eder.

Bazen önlerine çıkan engelleri aşmaya çalışarak, bazen yön değiştirerek, bazen de durup yeniden hareket ederek…


Hayat da biraz böyledir. Her adımı hesaplamaya çalışmak, geleceğin bütün yükünü bugünden omuzlamak insanı sadece yorar.


Hayatın da kendine ait bir dili, kendine ait bir zamanı vardır.

Bu yüzden her şeyi düşünmek, her ihtimali hesaplamak, her kaybı telafi etmeye çalışmak zorunda değildir insan. 


Yaşadığımız süreçte en değerli şey, haklı çıkmak değil; huzurlu kalabilmek, huzurlu yaşayabilmektir aslında...

Çünkü akıp giden sadece zaman değildir.
Giden, ömürdür.
Giden, sağlıktır...
Giden sevdiklerimizdir, umutlarımızdır...


Hayat bazen kazanmak değil, içindeki fırtınayı dindirebilmektir.


Bu yüzden insan sırtındaki yükleri korkmadan atabilmedir sırtından...

Bazı hesapların üstünü çizmesini bilmeli zamanı geldiğinde.

Bazı insanları bir daha geriye bakmadan bırakıp gidebilmeli.


Ve bazı cümleleri sadece tebessüm ederek bitirmek gerek.

“Boş ver be…"


Her şey olması gerektiği zamanda olur.

Olmayan da, belki hiç olmaması gerektiği içindir.


Gün geliyor insan bir şekilde anlıyor:

"Dünyayı değiştirmekten daha değerli bir şey varsa, o da kendi içindeki huzuru kaybetmeden yaşayabilmektir."